ACININ SANATI; TATTOO

Kimileri için bir tabu, kimileri içinse bir yaşam tarzı; tattoo ya da dilimizdeki adıyla dövme.

Tattoo kelimesi,  ilkel kabilelerin, çıta üzerine monte ettikleri sivri uçlu bir iğne ve bu iğneli çitayı vücudu dövmek için kullandıkları iki çitanın bir birine çarparken çıkardığı tak, tok, tak, too gibi seslerden türemiştir. Dilimizde dövme olarak, yapılan eylemden anlamını almıştır.

 

Geleneksel Dövmeler;

Geleneksel dövme denilen, dövmenin ilk halleri ya da ilkel kavimlerdeki dövmeler,  toplumsal inançlar ve anlamlar taşır. Kabilelere dahil olmak, kimlerden ya da hangi gruptan olduğunu belli etmek için kullanılan işaretler dövmenin ilk örnekleri olmuşlardır.

Dövme, Afrika ve Uzakdoğu kabilelerinde kültüre dahil bir kavram iken, Avrupa ve Batı toplumlarına daha sonraları girmiştir. Batıya gidildikçe dövmeye bakış son elli yıla kadar neredeyse tabu’dur.

Örneğin, Malezya’da dövme kabileler için bir ihtiyaç olarak görülmekteydi. Patlıcan dövmesi diye tabir edilen (patlıcan çiçeğine benzemesinden ötürü) dövme  İban’ların ilk hak kazandıkları dövme şekli idi. Özellikle “İban dövmesi” özel anlamlara sahip olup, yalnızca kafatası avcılarının kendilerini ispatlamasıyla yapımına hak kazandıkları bir statü göstergesiydi. Yani bir güç göstergesiydi.

Afrika’da Benin’de ise, bildiğimiz dövmeye benzemese de aynı  amaçlarla yapılan “deri çizme” ilkel çocukluk döneminde yüze, yetişkinlikte ise göğüse yapılan bir işlemdi. Atalarla birleşme, topluma erkek olarak kabul edilme için gerekli görülen bir eylemdi.

 

Birey Olmak ve Toplumun Bakışı

Bu noktadan baktığımızda bir çok tartışma konusu olsa da, birey mi, toplum mu önemli şeklinde bir yaklaşım öne çıkmaktadır. Çünkü deri çizme işlemini yaptırmayan bir birey toplumdan dışlanmakta ve kabul görmemektedir. Yalnız birey ise anlamsız bir kavram olarak kalacaktır. Ayrıca, bu eylemlerin yeni yetişenleri hayata hazırladığına inanılır. Hayat kolay değildir. Öyleyse neden çocuklarımızı hayatı kolay göstererek yetiştiriyoruz? Dövme bu noktada, acıyı öğrenme şekli olarak karşımıza çıkıyor. Acıyı öğrenen birey her şeyi daha kolay anlayabilir ve öğrenebilir inancı, dövmeyi toplumsal kabul gören bir eyleme dönüştürüyor.

Geleneksel dövmeler toplumsal anlamlar taşırken, günümüzde teknolojik ilerlemelerle daha ayrıntılı ve karmaşık dövmeler yapılabilir olmuş, bu da dövmeyi bireysel ifade aracına dönüştürmüştür. Fakat et üstünde bir çizim büyük tartışmalar doğurabiliyor. Bu güzel mi? Yoksa insan kendini mi çirkinleştiriyor, peki ya dinsel açıdan. Bir çok şey söylemek mümkün.

Eğer siz, teninize bir şey çizdirecek olsaydınız o şey ne olurdu?  Günümüzde Norveç, Oslo’ da dövme  buluşmaları yapılmakta ve kutlamalar yapmak için binlerce insan bir araya gelmektedir.  Kısa bir süre önce, bunu yaptıran kişiler kötü, suçlu, günahkar olarak görülürken günümüzde bireyler vücut benim, benim kararım diyerek karşı çıkmakta ve toplumda yer edinmeye başlamaktadırlar.

 

Et ve Sanat

Dövme yaptıranlar için bu sanatın bir parçası olmak anlamına geliyor. Deri, canlı ve mükemmel bir tual’ dir. Bu bir yaşam tarzıdır. Onları anlayabilmek için sizde tecrübe etmeli ve bunu denemelisiniz. Aksi halde sadece karşı çıkan, anlamak istemeyen bir kesimde kalırsınız.

Mürekkeplenme denilen bu eylem, bir bağımlılık yaratır. Endorfin salgılanır, acılar içeri girerken zevk dışarı çıkar. Dövme yaptırmayan biri bunu asla anlayamaz. Acı bir süre sonra güç kavramına dönüşür.